7 Şubat 2015 Cumartesi

Eskimolar Bebeklerini Nasıl Sıcak Tutar?

Çinlilerin tuvalet eğitimine ne kadar erken yaşta başladığını, Fransızların çocuklarıyla yemek üzerine nasıl konuştuklarını, Lübnanlı-Amerikalı geniş ailelerin çocuklarına metodik olarak birbirlerine bağlı ve karşılıklı sorumlu hissetmeyi nasıl öğrettiklerini okuyunca, çocuk yetiştirme konusundaki bakış açınızı genişletebilir, bilgi ve alışkanlıklarınızı sorgulayabilirsiniz.
Paloma Yayınevi'nden çıkan Eskimolar Bebeklerini Nasıl Sıcak Tutar, çocuk yetiştirmeyle ilgili doğru bildiğimiz pek çok şeyin kültürden kültüre nasıl değiştiğini gösteriyor. Okurken gülecek, hayret edecek ve derinlemesine düşüneceksiniz.

2 Aralık 2014 Salı

Zaman Kitabı-Saniyelerden Asırlara Bir Ölçü Envanteri

Bir köprü inşa etmek, bir senfoni bestelemek ya da bir milyon dolar kazanmak ne kadar zaman alır? En ideal sevişme süresi ne kadardır? Hastaneye yatmak için en kötü ay hangisidir? Toplantı ayarlamak için en uygun zaman nedir?


Amacı eğlendirmek, bilgilendirmek ve kışkırtmak olan Zaman Kitabı bir şeylerin ne kadar sürdüğü, ne kadar dayandığı ve çeşitli faaliyetlere ne kadar zaman ayırdığımızla ilgilidir. Onu hafif politik bir yanı olan, ilginç ve garip gerçekler koleksiyonu olarak düşünebilirsiniz. Bazı gerçekler ve eğilimlerden (işin politik yanı bu) rahatsız olup kızabilirsiniz. Okurken “Aaa, kimin aklına gelirdi ki?” ya da “Yok canım, mümkün değil!” diyebilirsiniz. Siz her gün değerli zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?
Paloma Yayınevi'nden çıktı.

23 Kasım 2014 Pazar

“Hatırat yazarı, kendi yakınları için bir hain, en azından bir mezar kazıcıdır. Kalemimden çıkan tüm sevgi sözcükleri aslında ölüm öpücükleri.”
Doğu'dan Uzakta/Amin Maalouf s. 362 (çev. Ali Berktay, YKY Yayınları)
“Ben bir ülkede değil bir gezegende doğdum. Tamam, tabii ki bir ülkede, bir şehirde, bir mahallede, bir ailenin içinde, bir doğum kliniğinde, bir yatakta doğdum… Ama hem ben hem de tüm insanlar için tek önemli şey, dünyaya gelmiş olmaktır! Dünyaya! Doğmak, şu veya bu ülkede, şu veya bu evde, dünyaya gelmek demektir.”
Doğu'dan Uzakta/Amin Maalouf s. 55 (çev. Ali Berktay, YKY Yayınları)

19 Kasım 2014 Çarşamba


İngiliz Doktor Bach, insanda 38 temel olumsuz duygu durumu; davranış örneği bulunduğunu saptamış ve bu duygu durumlarına uygun çiçek özlerini belirlemiş. Avrupa'da pek çok problemi iyileştirmek için yaygın olarak kullanılan Bachflowers karışımları son birkaç yıldır Türkiye'de de var. Uyku problemi, stres, yeni bir duruma adapte olmaya çalışmak, jetlag ve buna benzer pek çok sorun için Bachflowers karışımları ile yardım alabilirsiniz.
Hazır Bachflowers karışımları hakkında detaylı bilgi için: www.bachflowersinturkey.com

15 Kasım 2014 Cumartesi

"Dünya, Tanrı'nın aldatılabileceğini ve ellerinin temiz kalması için öldürmemekle çalmamanın yeterli olacağını düşünen acınası insanlarla dolu."
Doğu'dan Uzakta/Amin Maalouf s. 287 (çev. Ali Berktay, YKY Yayınları)
   "… Ben, bugün dinin her yere sokulmasına ve her şeyin onunla gerekçelendirilmesine öfkeleniyorum. Böyle giyiniyorum, çünkü dinim böyle istiyor. Şunu veya bunu yiyorum, çünkü dinim böyle istiyor. Arkadaşlarımı terk ediyorum ve hiçbir izahat verme ihtiyacı duymuyorum, çünkü dinim çağırıyor. Dini her işe karıştırıyorlar ve ona hizmet ettiklerini sanırken, aslında kendi ihtirasları veya kendi delice hevesleri için dini kullanıyorlar."
"Din elbette önemli, ama aileden, arkadaşlıktan, sadakatten daha önemli değil. Ahlakın yerine dini geçiren insanların sayısı durmadan artıyor. Sana caiz olandan ve olmayandan, mübahtan ve mekruhtan söz edip sözlerini alıntılarla destekliyorlar. Bence neyin dürüstlüğe veya adaba uygun olduğuyla uğraşsalar daha iyi ederler. Bir dinleri olduğu için ahlaka ihtiyaçları kalmamış gibi davranıyorlar."
Doğu'dan Uzakta/Amin Maalouf s. 241-2 (çev. Ali Berktay, YKY Yayınları)

19 Eylül 2014 Cuma

Daha yaşanabilir sokakları olan bir kent için:

Yapıştırdığınız cezaların ve hak ihlallerinin fotoğrafını çekin, paylaşın.
Cezaları bilgisayara indirip çıkış almak için Sivil Yaya Girişimi'ni ziyaret edin: https://www.facebook.com/sivilyayagirisimi
https://twitter.com/SivilYaya


4 Ağustos 2014 Pazartesi

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Kuşlar Meclisi



Kapak illüstrasyonu: Peter Sis

Çağımızın en büyük illüstratörü olarak gösterilen Peter Sís'ten kadim bir masal.

M Ferideddin Attar'ın Mantıku't-Tayr'ından yola çıkılarak yazılmış ve çizilmiş bir Simurg hikâyesi. 


Kral Simurg'u aramak üzere yola çıkan, yedi vadiyi aşıp Kafdağına ulaşan kuşlar... Hiç eskimeyen ve eskimeyecek olan bu hikâyeyi bu kez uluslararası ün sahibi illüstratör, yazar ve film yapımcısı Peter Sís, resimleriyle ve şiirsel metniyle anlatıyor.

Eski Çekoslovakya'da Brno'da doğan Peter Sís (1949) uluslararası ün sahibi illüstratör, yazar ve film yapımcısıdır. Otuzdan fazla kitap yazmış ve The New York Times Book Review'ün verdiği Yılın en iyi Resimlenmiş Kitabı ödülünü yedi kez kazanmıştır. Son olarak, 2007'de yayınladığı Duvar: Demir Perdenin Arkasında Büyümek adlı kitabı Robert F. Sibert Madalyasına layık görülmüş, ayrıca Caldecott Şeref Kitapları listesine girmiştir. 2003 yılında MacArthur Bursu'nu alan Sís, karısı ve çocuklarıyla beraber New York'ta yaşamaktadır.

İnsan gözünün hiç görmediğini görmek ister misin? 
Aya bak.

Kulakların hiç duymadığını duymak ister misin?
Kuşların çığlıklarını dinle.

Ellerin hiç dokunmadığına dokunmak ister misin? 
Toprağa dokun.

Diyorum ki Tanrı dünyayı yaratmak üzere.
-J.L. Borges, Tanrıbilimciler-

Alef Yayınevi'nden çıktı.

4 Haziran 2014 Çarşamba

Tahrir Meydanı'ndan Tweet'ler

Mısır devrimi, onu yapanların kelimeleriyle


Tarih daha önce hiç böyle nakledilmedi.

Ocak ve Şubat 2011’de Mısır’a devrimin çarpıcı günlerini yaşatan aktivistlerin tweet’leri bir ayaklanmanın insanı canlandıran resmini gerçek zamanlı olarak çiziyor. Binlerce genç insan, devrimlerinin her aşamasını aynen yaşandığı haliyle cep telefonlarından belgeledi. Bu kitap, önemli tweet’lerin bir seçkisini çok etkili ve hızlı bir anlatımla sunuyor ve ayaklanmanın  Kahire’de Tahrir Meydanı’ndaki insanlar tarafından doğrudan aktarılmasını sağlıyor.

Aktivistlerin birçoğu, olanları aktarmak için Twitter kullanan “vatandaş gazeteciler” idi. Başkaları sosyal ağı organize olmak, devrimi ileri taşımak için gereken sonraki adımları iletmek için kullandı. Çevrimiçi olan neredeyse herkes, gözlerinin önünde yaşanan olağanüstü olaylara anında tepki verdi.

140 karakter sınırlaması, Twitter’ı kullananların duygularını elbette ki yoğunlaştırdı. Hükümet yanlısı eşkıyaların saldırıları karşısındaki telaşlı ve öfkeli alarm durumu ya da diktatör düştüğünde yaşanan çılgınca mutluluk, mesajlarında kaba duygu patlamaları olarak kendisini gösterdi.

Tweet atanların birçoğu cep telefonlarıyla fotoğraf da çekmişti ve kitapta yer alan bu kareler eylemin kalbinden dikkat çekici manzaralar sunuyor. Alex Nunns ve Nadia Idle’ın editörlüğünde hazırlanan bu kitabı bu kadar değerli yapan bir diğer özellik de, sanal ağların ve özellikle Twitter’ın politik, sanatsal ve yaratıcı bir direnç biçiminde taşıdığı değeri göstermesidir.


Kitaptan alıntı:

Packafy Pakinam Ahmed
2 gündür süren protestonun ardından biber gazı temiz hava, plastik mermiler yağmur damlaları, coplar ise thai masajı gibi geliyor …
02:03:06 27 Ocak

Cer Mohamed A. Hamama
Şimdi #Tahrir’de babam, annem ve kız kardeşimle karşılaştım.. Ailem, Mübarek’i devirecek :D #Egypt #Jan25 16:22:20 10 Şubat

27 Mayıs 2014 Salı

Fadime'nin Onuruna

2002 yılında babası tarafından öldürülen Fadime Şahindal’ın gerçek hikâyesi üzerinden
namus cinayetlerine tarihsel ve kültürel detaylı bir bakış


Genç Fadime Şahindal, 2002 yılında babası tarafından acımasızca öldürüldü. İsveç’te neredeyse yirmi yıldır yaşamakta olan Kürt kökenli göçmen bir ailenin üyesiydi. İsveçli bir erkek ile yaşadığı ilişki onun kendi toplumundan dışlanmasına yol açmıştı. Bu karara boyun eğmemesi babasının gözünde, ailenin şerefine leke sürmüştü ve bunu ancak ölümü temizleyebilirdi. Bu korkunç cinayet dünyayı sarstı ve Fadime’nin adı kısa sürede namus cinayetlerine karşı verilen mücadelenin düsturu haline geldi.

Unni Wikan, Fadime’nin yürek burkan hikâyesini, babasının, annesinin ve iki kız kardeşinin ifadeleri ile birlikte kendine özgü dokunaklı diliyle aktarıyor. Gözler önüne serilen ise bir cesaret ve ihanet, sadakat ve aşk, iktidar ve aşağılanma hikâyesi ve neredeyse anlaşılması mümkün olmayan bir kültürler çatışmasıdır. Wikan, bu çok sarsıcı olayı, tüm Avrupa’da artmakta olan ve son zamanlarda ABD ve Kanada’da görülen benzer başka namus cinayetlerini de analiz ediyor. Ayrıca namus kavramını tarihsel ve kültürler arası derinlikte de inceleyerek İslam’ın kendisinin sorumlu tutulmayacağı —gerçekten de namus cinayetlerine çeşitli kültürel ve etnik geleneklerde rastlıyoruz— ama daha ziyade birçok kültürün namusu katı bir şekilde şiddetle ilişkilendirmesinin suçlanabileceği sonucuna varıyor.

Fadime’nin Onuruna kitabı, İslami kültürler hakkında yoğun ve yerinde kavrayışlar içeriyor, ama bu güçlü kitabın kalbinde, Wikan’ın sürükleyici anlatımıyla, Fadime’nin cesur ve trajik öyküsü yer alıyor.